Kadına Bağlı
GEBE KALMAKTA SIKINTI

A. Yumurtlama Bozuklukları    

Kadınlarda gebe kalmakta sıkıntı yaratabilecek yumurtlama bozukluklarını 3 grupta inceleyebiliriz;

1. Hipogonadotropik Hipogonadizm; Beyinden salgılanıp yumurtalıkları idare eden hormonların (FSH, LH) yetersiz olmasından kaynaklanan bir durumdur. Tedavisinde beyinden salgılanan hormonların enjeksiyonlar ile yerine konması planlanır. Bu kadınlarda tedavi öncesinde görüntüleme (hipofiz MR) ve prolaktin ölçümleri yapılır. Tedaviye yanıt ve gebelik oranları, tüp bebek gerekmeksizin, oldukça iyidir. Bir aylık uygulama başına gebelik oranı %20-25’dir; bu şekilde neredeyse doğal yolla gebelik oranları sağlanabilmektedir. Bu şekilde iğne tedavisi ile gebelik elde edilemeyen olgularda tüp bebek tedavisi planlanır; tüp bebek tedavisi ile de gayet güzel gebelik oranları sağlanmaktadır.

2. Hipergonadotropik Hipogonadizm (yumurtalık yetmezliği, erken menopoz); Yumurtalık içindeki yumurtaların erken tükenmesine bağlı olan durumdur. Halk arasında erken menopoz olarak da bilinir. Çocuk sahibi olabilmek için bilinen bir tedavisi yoktur. 

3. Polikistik Over Sendromu (PCOS); Esasında PCOS, sadece kadın hastalıkları kapsamında değil, vücuttaki tüm organ sistemleri kapsamında en sık görülen hormon bozukluğudur. Ailevi geçiş gösteren kompleks genetik bir hastalıktır. Sendrom tipik olarak genç kızlarda ve genellikle ergenlik döneminde ortaya çıkar. Polikistik over sendromunda yumurtlamanın seyrek veya hiç olmamasına bağlı gebe kalamama olur. Çocuk sahibi olmak isteyen kadınlarda, yumurtlamayı uyarıcı ilaçların kullanılması gerekir. PCOS ile ilgili daha detaylı bilgiye makalemizden ulaşabilirsiniz.

B. Tüp Tıkanıklıkları ve Tüp Etrafındaki Yapışıklıklar

Tüp faktörüne bağlı gebe kalamama nedenleri;

  1. Geçirilmiş cerrahi (myom ameliyatı, kist ameliyatı vs) nedeni ile tüp ucunun kapanması ve/veya tüp-yumurtalık ilişkisinin bozulmasına neden olabilecek yapışıklıkların gelişmesi;
  2. Endometriozis; cerrahi yapılmamış olsa bile tüp ucunun kapanması ve/veya tüp-yumurtalık ilişkisinin bozulmasına neden olabilmektedir. Geçirilmiş endometrozis cerrahisinde bu risk daha da artabilmektedir;
  3. Geçirilmiş appendisit; özellikle komplike olan olgular;
  4. Geçirilmiş cinsel yolla geçen hastalık öyküsü (gonore (bel soğukluğu) veya klamidya vs);
  5. Ülkemizde çok sık görülmese de geçirilmiş tüberküloz; bu olgularda tüpler orta bölgelerinden tıkanırlar ve etkilenmiş olguların yarısında da rahim içi yapışıklık olabilmektedir. Bu olgularda tüpü açmaya yönelik cerrahinin yeri olmayıp, tek çare tüp bebek yapılmasıdır.

Her tüp tıkanıklığı mutlaka hemen, direkt olarak tüp bebek yapılması anlamına gelmese de eğer tübal hasar derecesi ağır ise, ki çoğu zaman ağır olmaktadır, tüp bebek tercih edilmelidir.

Tüpün yumurtalık tarafındaki ucu tam  kapalı ise (hidrosalpenks, içi sıvı dolu ve “sucuk” gibi şişmiş tüp), tüp bebekten önce, tüp bebeğe hazırlık olarak laparoskopi yapıp, tüpü tamamıyla almayı, bu mümkün değil ise, tüpün rahim ile ilişkisini bloke etmeyi hedeflemekteyiz. Böyle bir laparoskopi yapıldıktan 1-2 ay sonra tüp bebek uygulamasına başlayabilmekteyiz. Bu konudaki daha detaylı bilgiye Hidrosalpenks makalemizden ulaşabilirsiniz.

C. Endometriozis

Rahim içini döşeyen endometrial hücrelerin rahim dışında yerleşerek üremesidir. Nedeni tam olarak belli değildir; genetik yatkınlığı olan kompleks genetik bir hastalıktır. En fazla kabul edilmiş olan teori adet kanının geriye doğru tüplerden batın içine kanaması (retrograd menstruasyon) teorisidir. Kadınlarda adet kanaması rahim iç tabakasını döşeyen hücrelerin dökülmesi ile olur. Bu hücrelerin bir kısmı da geriye doğru giderek tüplerden karın boşluğuna dökülür. İşte bu karın içine döküldüğü yerlere yapışma yeteneğindeki hücrelerin karın boşluğuna ya da yumurtalık yüzeyine yerleşmesi endometriozis gelişmesine neden olur. Hastalık genelde ilerleyici bir karakter gösterir ve yaygınlığı ancak laparoskopi ile anlaşılır.

Endometrozisli kadınlar hekime gebe kalmakta sıkıntı, pelvik (kasık) ağrı ve/veya tesadüfen yumurtalıkta fark edilen kitle gelişimi (çikolata kisti) ile başvururlar. Endometriozis varlığı erken evrelerde bile kadının gebe kalma potansiyelini azaltıcı bir unsurdur; endometriozise bağlı gelişen ve iki taraflı tüp-yumurtalık ilişkisini bozan yapışıklıklar varlığında kendiliğinden gebe kalma ihtimali belirgin olarak azalır. Eskiden çok daha liberal olarak yapılan çikolata kisti ameliyatlarından, günümüzde, önemli ölçüde uzak durmaktayız. Çünkü, çikolata kisti, cerrahi yapılmadan da yumurtalık rezervini azaltıcı bir durumdur; en yetkin ellerde bile yapılan cerrahide yumurtalık rezervi azalabilmektedir. Hele, deneyimli olmayan ellerde, bu azalma çok daha fazla olabilmektedir.  Bununla birlikte 1) kadın yaşı 35 altı; 2) sperm problemi olmayan; 3) gebe kalamama süresi uzun olmayan (2-3 yıldan kısa); 4) yumurtalık rezervi normal olan; 5) tek taraflı çikolata kisti olan; 6) iki taraflı ağır tüp etrafı yapışıklığı olmayan olgularda, seçici olarak, kendiliğinden gebe kalma şansını arttırmak için laparoskopik cerrahi planlanabilir. Bunun dışındaki olgularda laparoskopik kist ameliyatından uzak durmak gereklidir.

Çifte bir şekilde tüp bebek tedavisi planlanmış ise, bu olgularda da, tüp bebek öncesi çikolata kist ameliyatı yapmamaktayız. Çünkü kist ameliyatı, ameliyat yapmaya göre tüp bebek ile elde edilen gebelik oranını iyileştirmemekte ve de üstelik en yetkin ellerde bile yumurtalık rezervini azaltabilmektedir. 

Endometrozis varlığı ve yaygınlığının (şiddeti; erken/ileri evre olması), tüp bebekte gebe kalma üzerine etkisi tartışmalıdır. Prof. Dr. Hakan Yaralı’nın son 15 yılda yapmış olduğu 3 yurt dışı çalışmada, biz, endometriozis varlığı ve şiddetinin, endometriozis olmayan olgular ile karşılaştırıldığında, tüp bebekte gebe kalma üzerine herhangi bir olumsuz etkisi olmadığını gözlemledik.   

Endometriozis ile ilişkili pelvik (kasık) ağrı kendisini adet sırasında ağrı, cinsel ilişki sırasında ağrı veya adetten bağımsız kasık ağrısı şeklinde gösterir.

Endometriozis ile ilgili daha detaylı bilgiye Endometriozis makalemizden ulaşabilirsiniz.  

D. Diğer nedenler

Myom gebe kalamama ilişkisi tartışmalıdır. Rahimin içine doğru büyümüş ve/veya rahimin iç tabakasına baskı yapan myomlar, gebe kalamamaya katkıda bulunabilirler. Bunun dışında baskı yapmayan myomların gebe kalamamaya etkileri tartışmalıdır. Karın boşluğuna doğru büyüyen myomların doğurganlık üzerine olumsuz etkileri olmadığını düşünmekteyiz. 

Rahim içine doğru büyüyen myomların uygun olanlarını histeroksopik yaklaşım ile etkin bir şekilde tedavi etmekteyiz. Bu konudaki daha detaylı bilgiye Myom makalemizden ulaşabilirsiniz.

Doğuştan rahim anomalilerinin (en sık olanı rahim içi perde (septum)dur. Septumun doğurganlık üzerine olumsuz etkisinden ziyade, düşük oranlarını arttırdığına inanmaktayız. Bu gerekçe ile, gebe kalmakta sıkıntı, gebelik kaybı (düşük) öyküsü olmasa bile, orta/derin perdeleri, gebe kalmaya teşebbüs etmeden, histeroskopik yaklaşım ile kesmeyi arzulamaktayız. Septum ile ilgili daha detaylı bilgiye makalemizden ulaşabilirsiniz.

GEBE KALMAKTA SIKINTI
Teşekkür ederiz
Gönderdiğiniz form tarafımıza ulaşmıştır. En kısa sürede sizinle iletişime geçilecektir.
Hata! Formunuz gönderilirken bir hata oluştu.
Soru Sormak İstiyorum
Yorumunuzu Yazınız