POLİKİSTİK OVER SENDROMU (PCOS)

Polikistik over sendromu (PCOS) kadınlarda en sık görülen hormonal bozukluktur. Ülkemizde de çok yaygın görülen bu hastalık, sokaktan rastgele çevrilen üreme dönemindeki 6-7 bayanın birinde karşımıza çıkmaktadır. Bu sendromun nedeni ve oluş mekanizması net olarak bilinmemekle birlikte, genetik yatkınlık ve çevresel faktörlerin etkileşmesinin rol oynadığı düşünülmektedir. Sendrom tipik olarak genç kızlarda ve genellikle ergenlik döneminde ortaya çıkmaktadır.

PCOS’nin tipik özellikleri ilk adet tarihinden itibaren seyrek adet (yılda 9 ya da daha az adet), erkeklik hormonu fazlalığı (kanda testosteron yüksekliği ve/veya tüylenmede artma, yağlı cilt, sivilce, saç dökülmesi) ve ultrasonografide tipik polikistik over görüntüsünün (her bir yumurtalıkta 20 veya daha fazla 2-9 mm çapında antral foliküler) varlığıdır.

İsminde “kistik” kelimesi geçse de esasında bu yanlış bir isimlendirmeden kaynaklanmaktadır. Sendromun tedavisi tıbbidir, cerrahinin yeri yoktur.

PCOS VARLIĞINDA DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN HUSUSLAR

Metabolik Korunma:

Olguların yarısında kilo fazlalığı bulunmaktadır. Kilo fazlalığı erkeklerde göbekte yağlanma, bayanlarda ise kalçalarda yağlanma olarak oluşursa da PCOS’li bayanlarda kilo fazlalığı bölgesel olarak erkek tipidir. Bu şekilde göbek çevresinin artımı (85 cm’den fazla) ile karakterize kilo fazlalığı insülin direnci, artmış şeker hastalığı ve yine artmış metabolik riskleri beraberinde getirir. 

Klinik direktörümüz Prof. Dr. Hakan Yaralı’nın da dahil olduğu ve Hacettepe PCOS Grubu olarak yapılan bir çalışmada, metabolik sendrom riski PCOS’si bulunmayan hastalarda %6.1 oranında saptanırken, PCOS’li hastalarda %10 olarak saptanmıştır. Bu nedenle PCOS tanısı konan hastalarda kilo fazlalığı sorunu olmasa da 2 yılda bir 75 gr. şeker yükleme testinin yapılması ve lipid profillerinin kontrol edilmesi tavsiye edilir. Ayrıca bu hastalarda düşük kalorili diyetle beslenme ve yeterli fiziksel egzersizin yapılması yaşam şekli olmalıdır.

Jinekolojik Kanser Riski:

Düzenli adet gören bayanlarda estrojen üretimi yanı sıra, yumurtlama sonrası progesteron üretimi ile estrojen etkisi karşılanır. Halbuki PCOS’li bayanlar estrojen üretmeye devam eder iken yumurtlama yapmadıkları için progesteron üretmezler. Bu nedenle rahim iç duvarı üzerine progesteronun gösterdiği koruyucu etkiden mahrum kalırlar.

Adet düzensizliği olan ve adet araları açık olan (2 aydan uzun aralıklarla adet gören bayanlar) ihmal edilmiş PCOS’li hastalarda rahim iç tabakasında kalınlaşma (endometrial hiperplazi) ve rahim iç tabakası kanseri riski söz konusu olabilmektedir. Bu nedenle PCOS saptanan hastaların çocuk isteminden bağımsız olarak, en geç 2 ay aralıklarla, ihtiyaç halinde progesteron hapları ya da doğum kontrol hapları kullanımı ile düzenli adet görmelerini tavsiye etmekteyiz. 

Doğurganlık:

PCOS yumurtlama olmamasına bağlı en sık gebe kalamama nedenidir. Eğer gebe kalamamanın tek nedeni PCOS ise  öncelikle yumurtlamanın tekrar sağlanması hedeflenir. Bu amaçla hastada kilo fazlalığı var ise kilo verilmesi önerilir. Mevcut kilonun %5-10’u kadar bir kilo veriminin sağlanması, kendiliğinden yumurtlamanın başlamasını sağlayabilmektedir. Kilo verilmesi sonrasında adet düzeni ve yumurtlama döngüleri düzene girmezse ya da yeterli kilo verimi sağlanamadıysa ve aynı zamanda kadın ve erkeğe ait ilave gebe kalamama ile ilgili bir faktör yok ise;

a) Birinci basamak tedavi: Yumurtlamayı uyarmak için letrozol kullanımıdır (Femera). Letrozol’un 2.5 mg’lık tabletleri var olup, ağızdan alınır. Kullanımı ve takibi çok kolaydır. Bu şekilde letrozol tedavisi ile hastaların %80’inde yumurtlama, %40’ında gebelik elde edilebilmektedir.

b) İkinci basamak tedavi: Letrozol ile sonuç alınamayan (yumurtlama yapmayan veya yumurtlama yapıp gebe kalamayan) çiftlerde 2. basamak tedavisi olarak  günlük iğne tedavisi ile yumurtlama uyarımı  yapılır. Amaç böyle bir tedavi ile bayanların doğal yolla yaptıkları tek yumurta gelişimini elde etmektir. Böyle bir tedavi ile bir uygulama başına %90’nın üzerinde yumurtlama, %20-23 gebelik elde edilmektedir. Gerekliliği tartışmalı olsa dahi gebe kalma ihtimalini bir miktar daha arttırabilmek için bu olgularda biz aşılama (intrauterin inseminasyon) tedavisini de eklemekteyiz. 

c) Üçüncü basamak tedavi: Günlük iğne tedavisi ile gebelik elde edilemeyen olgularda tüp bebek tedavisi uygulamaktayız. PCOS’ye ilaveten başka bir gebe kalamama faktörü varsa (ağır sperm problemi ya da tüp kapalılığı gibi) bu hastalarda doğrudan tüp bebek metoduna başvurmaktayız.

Bu hastaların yumurtalık rezervi çok iyi olduğu için tüp bebekle canlı doğum oranları en az polikistik over sendromu olmayan hastalar kadardır. İlaveten, taze transfer edilen embriyo dışında, dondurmaya uygun kaliteli embriyo üretme oranları da fazla olan PCOS’li hastalarda, embriyo dondurma işlemi yapılabilmektedir. Bu sayede, gelecekte tekrar tedavi deneme gereği durumunda hastalara kolay bir hazırlık tedavisi ardından en az taze uygulamadaki kadar başarı şansı verilebilmektedir.

Ancak unutulmamalıdır ki, PCOS’li hastalarda, tüp bebek uygulaması sırasında uygun protokol seçimi (kısa protokol; antagonist protokolü) ve mümkün olan en düşük ilaç dozunun uygulanması çok önem arz etmektedir. Ayrıca bu olgularda, yumurtalık yanıtına göre farklı çatlatma iğnesi seçenekleri de tercih edilebilmektedir.  Bu olgularda tüp bebek uygulaması sırasında karşılaşılabilecek bir problem aşırı uyarım sendromu (OHSS)’dur. Damarların geçirgenliğinin artması sonrası kanın sıvı kısmının damar dışına çıkması sonucu vücut boşluklarında sıvı toplanması olmaktadır. Önemli olan aşırı uyarım sendromu oluşmadan tablonun engellenmesidir. Kısa protokol kullanımı, uygun dozda yumurtalıkları uyarıcı ilaç  kullanılması ve özel çatlatma iğnesi kullanılmasına rağmen, biz kliniğimizde, 15 yumurtadan fazla yumurta toplandığında, hiç taze transfer yapmayıp, bütün embriyoları dondurma seçeneğini tercih etmekteyiz. Çünkü tüp bebek uygulamalarında, başarı (yüksek eve canlı bebekle gitme oranı) ve emniyeti (aşırı uyarım sendromu gelişmemesi) ön planda tutmaktayız.

Bu gerekçelerden dolayı, son yıllarda PCOS’li hastalarda, doğrudan tüp bebek tedavisinin başlangıcında, hiç taze transfer planı yapmayıp, bütün embriyoları dondurarak saklama seçeneğini daha yaygın olarak kullanmaktayız. Bunun da iki gerekçesi vardır: 1) “rahim dinlenmesi” ile canlı doğum oranını arttırmak; 2) aşırı uyarım sendromu riskini neredeyse sıfırlamak. Biz merkezimizde 5. veya 6. gün blastokist aşamasına ulaşmış olan embriyoları dondurarak saklamaktayız. Ardından görülen ilk adetle veya sonrasında çözme uygulaması planlamaktayız. Anatolia Tüp Bebek’te çok başarılı bir embriyo dondurma ünitemiz bulunmakta olup dondurulmuş embriyoların (hemen daima 5. / 6. gün blastokist) transferi ile hastalarımıza yüksek oranlarda gebelik şansı sunabilmekteyiz. Embriyo dondurma hakkında daha fazla bilgiye buradan ulaşabilirsiniz. 

POLİKİSTİK OVER SENDROMU (PCOS)
Teşekkür ederiz
Gönderdiğiniz form tarafımıza ulaşmıştır. En kısa sürede sizinle iletişime geçilecektir.
Hata! Formunuz gönderilirken bir hata oluştu.
Soru Sormak İstiyorum
Yorumunuzu Yazınız