Sizlerden Gelen Mektuplar

#HikayemeOrtakOl


15.05.2017

Hakan hocama saygılar sunuyorum bizimkiler on yaşına bastı. Çok başarılı bir ekibiniz var hepsi birer sizin gibi böylesi görmedim gerek yaklaşım gerek de başarıda. Onlar sizin eseriniz her zaman sizinleyiz...


15.05.2017

Bize bu mutluluğu yaşattığınız için en başta çok sevgili Hakan hocama, Mehtap hocama, Zuhal hocama, sımsıcak tüüümmm ekibinize teşekkür ediyoruz. Sizlere minnettarız...Çiğdem&Güven&Genco Karademir


20.03.2017

"Önce Allah sonra sizin sayenizde 10 sene sonra Hira oldu. Rabbim Hakan Hocam' dan ve ekibinden razı olsun. İyi ki varsınız iyi ki sizinle yolumuz karşılaşmış."  


24.02.2017

Merhaba ben Emir Eymen Yüncüoğlu bende Hakan Hocamın bebeklerindenim en yakın zamanda yanaklarından öpmek için geleceğim resmimi sayfanızda paylaşırsanız benim içinde güzel bir hatıra olacak sizleri seviyorum...


22.02.2017

Benim can doktorum, canım doktorum... Kelimeler kifayetsiz neyim olduğunuzu bizim için ne demek olduğunuzu anlatmak isterken.can diyorum canım diyorum yerine başka kelime bulamadığımdan.bir bebek sahibi olacağımız için mi bunları yazıyorum size.kesinlikle hayır.çocuğum olmasaydı yazmaz mıydım?kesinlikle hayır.toplumun yarısından fazlası hatice ye değil neticeye bak mantığındayken ben bunu sizin için asla diyemem.çünkü bana bunları yazdıran sonuç değil SÜREÇ tir.Beraberce çıktığımız yolda gördüklerimiz dir.öyle konforlu bir araçla çıktık ki yola.şoför koltuğunda siz,yanınızda kübra ve mehtap hanım,arka koltukta ben ve eşim.yol dümdüz değil engebeli hele ki o yol bizim yolumuz olunca bayağı bi engebeli.şoförümüz öyle usta ki bu işte her türlü zorluğu engin tecrübesi ve ekibiyle yeniyordu.peki o bilgisi ile yönlendirirken arabayı biz ne oluyorduk?bizde bilimsellik değil duygusallık ağır basıyordu ciddi bir anksiyete yaşıyorduk arka kolTukta.onun da çaresi benim canım doktorumdu.biz hakikaten bu yolda birlikteydik,hiç yalnız hissetmedik kendimizi.hakikaten her aradığımda ulaştım,her zor durumda bir muhatap buldum.ilgi ve alakasız kalmadık hiç.allah biliyor ya hep bu kez kızacak,bu kez soğuk davranacak dedim içimden bazen aramaya çekindim.ama yok hep aynı ses tonu sakin ılımlı..sadece kendisi değil çalışanları da öyle.bir gün sokakta ağlayarak yürüyorum çaresizim.yolda anatolia çalışanlarından biri ile karşılaştım.sımsıkı sarıldı ne oldu dedi yürekten.anlattım.hiç tanımadığım sadece merhaba dediğim o çalışan beni dinliyor ve çözüm bulmaya çalışıyordu.canım doktorum sizin adınız derman..siz bizim derdimize derman oldunuz.şimdi çoook uzun zamandır düşünüyorum,nasıl nasıl göstersem sevgimi,nasıl anlatsam bu yüce duyguyu size?en değerli şeyi vermek istiyorum size bu dünyadaki.ama bulamıyorum.küçük bir kız çocuğu olsam bebeğimi verirdim,erkek çocuğu olsam arabamı.en pahalı hediyeyi versem yetmez ki sınırı yok.en sevdiğim sözleri söylesem:derman,özen,sevgi,hoşgörü,içtenlik,şefkat...hepsi sizde var.öyle mutluyuz ki,öyle heyecanlıyız ki sayenizde ne versek ne desek az kalır.%50-55 şansla çıktığımız yolda bide 9 luk şanssızlık bizi buldu.yüreğimiz ağzımızda geçen 6 ay.neredeyse bir ara her hafta sonu sizin yanınızdaydık.artık yeter deyip bırakacakken kendimi hep dimdik çıktım yanınızdan sayenizde.biliyorum bu bebeği kucağıma siz vereceksiniz,boynunuza sarılıp hüngür hüngür ağlayacağım.çünkü düşünürken bile ağlıyorum.arkadaşlarınız demiş ki eınsteın öldü diye üzülmeyin,çünkü o var.ben de diyorum ki.eınsteın dA bile bukadar engiiin bir yürek yoktu.SİZİ ÇOOOK SEVİYORUZ.SİZİN BİZİ SEVDİĞİNİZDEN DAHA ÇOK.SİZİ SEVEN BİNLERCE İNSAN TOPLAYABİLİRİM:)  AYŞE AKKOÇ


22.02.2017

Eşimle çocuk sahibi olmaya karar verdiğimizde 5 yıllık evliydik. Eşim de ben de, korunmayı bırakınca, ilk doğal yolla denememizde; ya da en fazla 2-3.denemelerde hamile kalacağımı düşündük. Ne var ki, yaklaşık 1 sene doğal yolla denememize rağmen, çocuk sahibi olamadık. Bu arada, 1 yıllık süreç içinde, eşim ve ben tüm kontrol ve testlerimizi yaptırmış, benim yumurtalarım ve rahmim, eşimin spermleri her açıdan incelenmiş, hsg, ofis histereskopi gibi tetkikler, kan testlerimiz, hormonlarımız ve diğer birçok testi yaptırmış idik. Bu testlerde, ne eşimde ne de bende herhangi bir sorun tespit edilmiş idi. Bu durum bizi bir yandan mutlu ediyor, ancak diğer yandan da, bilinmez bir grup hasta içinde olmaktan dolayı korkutuyordu. Derken, doktorumuz tarafından zar zor ikna edildiğimiz bir aşılama sürecine girdik. Bu arada, o dönemde bizim için aşılama, tüp bebek ya da diğer alternatif yöntemler çok uzak ve “yok artık” dedirtecek cinstendi. Çünkü insan çocuk sahibi olmak isteyince, birincisi “hemen olsun” istiyor; ikincisi de kendisinde herhangi bir olumsuzluğu kabul etmek zor geliyor. Biz bu kaygıları yaşarken, üç aşılama denememizin 3’ü de olumsuz sonuçlandı. Şaşkındık ve bizi zor bir dönemin beklediğini anlayarak, yavaş yavaş durumu kabullenip tüp bebek sürecine girmeye başlamıştık. Doktorumuz bizi Ankara’da bir hastanenin tüp bebek merkezine yönlendirdi. Orada yapılan muayene ve tetkiklerimizde, “kolay hasta” grubuna girmiş, ilk denemede tutma şansı yüksek kabul edilmiştik. Bu bize çok güç vermişti ve iyi bir moral ile ilk denememizi yapmıştık. Herhangi bir sorun tespit edilmemiş hasta grubuna girdiğimiz için, ilk tüp bebek denemesinde hamile kalacağım bekleniyordu. Biz de çok umutluyduk. Ne var ki, o klinikte 2 kez deneme yapmış olmamıza rağmen, olumlu sonuç alamadık. Üstelik bir de dondurulmuş embriyo transferi yaptırmış, bunda da başarı elde edememiş idik. Eşimle artık umutlarımızı iyice kaybetmeye başlamıştık. Başka hastaların hikayelerini duyuyorduk; bilmem kaçıncı denemesinde hamile kalmışlar, umutlarını kestikleri anda olmuş, tek yumurtası varmış hamile kalmış, hiç olmaz demişler tutmuş, rahmi yokmuş çocuk doğurmuş gibi bizden daha olumsuz durumda olanların hikayeleriydi...onlarda başarı elde edilebiliyorken, bizde olmuyordu. İnsan bu sürece girince ve üstelik ardarda negatif sonuç alınca, iyice umutsuzluğa kapılıp, kendisinde güzel mucizelerin gerçekleşmeyeceğini düşünüyor ve maalesef istemeyerek de olsa isyan da etmeye başlıyor. Bu zor sürecimizde, eşimle birlikte herşeye yeniden başlamaya karar verdik. Çılgınca araştırmalar yapıyor, okuyor, soruyor, Türkçe-yabancı tüm kaynaklardan, bu gibi durumlarda sorunun ne olabileceğini, nelere dikkat edilmesi gerektiğini, tüp bebek başarısına etki eden faktörlerin neler olduğunu, embriyo kalitesinin önemi vb. gibi, belki de en başta edinmemiz gereken farkındalığa şu aşamada sahip olmaya çalışıyorduk. Bu arada, artık yeni bir denemenin yeni bir klinikte olması gerektiği konusunda da eşimle mutabık kalınca, ilk olarak İstanbul’a gittik. İstanbul’da bilinen en ünlü tüp bebek merkezlerinden randevu aldık ve uzunca bir süre bekledikten sonra, en yetkili doktorlarla tek tek görüştük. Hepsi bize laboratuvarlarından ve teknolojilerinden bahsediyor; kimse hikayemize; yani Bize önem vermiyordu. Kendimizi bir nesne, metaa gibi hissetmeye başlamıştık. Yaptığımız 3 ayrı görüşme sonrasında, eşim de ben de, İstanbul’a gelirsek, yüzlerce hastadan biri olmayı kabul etmemiz ve bize önerilecek birçok yeni yöntem ve tetkiklere güvenmemiz gerektiğini hissettik. Bu ise bizim o an ihtiyacımız olan son şeydi. Çünkü yorucu bir süreçten çıkmıştık ve istediğimiz en önemli şey, sonuna kadar güvenebileceğimiz ve bizim hikayemizi sahiplenecek bir klinikti. İşte tam bu süreçte, eşim, internette gezinirken, Anatolia Tüp Bebek Merkezi’nin web sayfasında Emel’in sıcacık yazısına rastlamıştı. Hemen Emel’i aramış ve randevu istemişti. Aslında Anatolia ile hikayemiz tam da burada başlamıştı. Yaklaşık 1-1.5 ay boyunca Emel ile görüşmeler yaptık. Emel bize kaybettiğimiz inancımızı ve güvensizliğimizi yeniden kazanmamıza büyük destek oldu. Kendimizi iyi hissetmeye başlayınca, yeni bir deneme süreci için Prof. Dr. Hakan YARALI ile görüşmeye karar verdik. Hakan Hoca ile henüz ilk randevumuzda, sanki bugüne kadar dalgalı denizlerde mücadele ediyormuşuz da, sakin bir limana gelmişiz gibi hissetmiştik. Hakan Hoca’nın durumumuza bakış açısı, açık, net ve dosdoğru bir şekilde konuyu ele alışı, en önemlisi de bizim hikayemizin içine girmesi bizi çok iyi hissettirmişti. İçimiz son derece rahat, kafamız net bir şekilde Hakan Hoca ve Anatolia ekibi ile yeni bir deneme sürecine başladık. Bir insanın tedavi sürecinde, doktoruna güvenmesi kadar önemli hiçbir şeyin olmadığını Hakan hoca ile her görüşmemizde hissediyorduk. İçimiz o kadar rahattı ki, bu yeni süreçte ilk kez hiçbir şey düşünmüyor, doğada yürüyüş yapıyor, yeni CD’ler-kitaplar alıyor, kısacası huzur bulduğumuz şeylerle ilgileniyorduk. Çünkü biliyorduk ki, bizi bizden daha iyi düşünen ve yapılabileceklerin en iyisini yapacak bir doktorumuz vardı. Gayet huzurlu bir tedavi döneminden sonra transfer günü geldi. Doktorumuz Hakan Hoca, transferden hemen önce bizimle yapmış olduğu görüşmede, 3.gün 12 adet olan  embriyomuzun her biri hakkında (embriyonun şekli, bölünmesi, gelişimi ve kalitesi gibi) embriyologlarıyla birlikte tek tek detaylı bilgi vererek, hangi embriyonun transfer edileceğini nedenleriyle birlikte açıklayarak,  bu konudaki hassasiyetini, dikkatini ve işine verdiği önemi bizlere derinden hissettirmişti. Bu şekilde bilgilendikten sonra transfere girdik. Önceki denemelerde, transfer esnasında kendimi çok kasmama rağmen, ilk kez çok rahat bir transfer geçirmiştim. Tabi ki bunda, Hakan Hoca’nın yaklaşımı ve sürece hakimiyetindeki başarısından sonra, beni transfer esnasında da yalnız bırakmayıp, elimi tutup başımda beni (onun deyimi ile vokal anesteziyle )  rahatlatmaya çalışan Emel’in de çok büyük katkıları var. Huzurlu ve rahat bir transferinden sonra, 12 günlük bekleme sürecine girdik. İlk kez bu süreci de inanılmaz rahat atlattık. Çünkü bu kez olmazsa, herkesin elinden gelenin en iyisini yaptığına inanıyorduk. Bu, insana nasıl bir huzur veriyorsa artık, çok rahat bir 12 gün atlattık. Bu süreçte Anatolia ekibi de bizi yalnız bırakmadı. Kan verme gününde, biraz kaygılanıp umutsuzluğa kapıldığımı itiraf etmeliyim. Ancak, her ne olursa olsun, duyacağımız olumsuz bir haberde üzülmeyecektik. Eşimle arabada beklerken telefon geldi, Anatolia’dan aranıyorduk, birden heyecanlandık. Ne konuşulduğunu duymuyordum ama eşimin yüzünün gülmeye başladığını gördüğümde anladım, inanamadım, telefonu kapattı ve “karıcım hamilesin” dedi. Sonuç pozitifti ve bizi hemen kliniğe bekliyorlardı. İnanamadık. Kliniğe gittiğimizde herkes bizi gülen yüzlerle karşıladı, hatta kan sonucumuz çıkınca kimin bizi arayıp haber vereceği hususunda dahi aralarında tatlı bir rekabet olmuş  Herkese sarıldık, şaşkındık, çok mutluyduk.  Hakan Hocayı görünce ona kocaman sarıldık. Son derece profesyonel ve soğuk kanlı olan doktorumuzun, bizim sevincimize tüm kalbiyle ortak olduğunu görünce, bir kez daha doğru yerde olduğumuzu anlamıştık. Şu anda 5 haftalık hamileyim ve eşimle dünyanın en mutlu çiftlerinden biriyiz. Yaşadığımız tüm bu süreçte eşim de ben de şunu anladık ki; bir doktorun hastasına her anlamda güven verebilmesi, hastanın doktoruna güven duyması çok önemliymiş. Biz Anatolia’da bunu gördük. Doktorumuzun işini büyük bir titizlikle yaptığını, yüreğini ortaya koyarak, bizleri kendi eşi-çocuğu-kardeşi gibi düşünerek doğru kararlar verdiğini gördük ve bu bizde inanılmaz bir güven ve huzur yarattı. Bu süreçte özellikle kadının psikolojisinin çok önemli olduğu düşünüldüğünde, doktorumuzun bize verdiği güven duygusunun başarıda muhakkak katkısının olduğunu düşünüyoruz. Hakan Hoca’nın bilgisinden, tecrübesinden, yeteneklerinden, başarısından ve hepsinden önemlisi o soğukkanlılığının arkasında gizlediği güzel yüreğinden faydalanabildiğimiz için çok şanslıyız. Başta Hakan Hoca’ya, Emel’e ve tüm ekibe herşey için çok teşekkür ederiz. Son olarak, bu konuda eşimle fazlasıyla okuyup araştırdığımız, İstanbul dahil birçok klinik ile görüşerek tecrübe edindiğimiz için  bu yolda mücadele eden tüm çiftlere şunu tavsiye etmek istiyoruz; bizler bu süreçte canımızı, kanımızı, umutlarımızı, hayallerimizi doktorumuza emanet ediyoruz. Bunlar çok önemli değerlerdir. Bu süreçte, sırtımızın sıvazlanmasına değil, bu değerlerimizi en iyi şekilde sahiplenecek, işini İYİ yapan bir ekibe ihtiyacımız var. Çünkü hiçbir zaman unutmayınız ki, herşey mükemmel gitse de, başarı ihtimali hiçbir zaman %100 değildir, dolayısıyla bizlerin başarımızı arttırmak için yapabileceğimiz tek somut şey, iyi bir ekip ile çalışmaktır. Ben ve eşim, Hakan Hoca’nın ve ekibinin,  değerlerimizi sahiplendiğine, işini somut, gerçekçi, bilimsel yöntemler kullanarak, büyük bir titizlikle ve kaliteyle yaptığına gözlerimizle, yüreğimizle şahit olduk. Bu nedenle bu yolda mücadele edenlere tüm kalbimizle, kendilerini Hakan Hoca’nın bilgisine ve tecrübesine emanet etmelerini ve gerisini de düşünmemelerini tavsiye ediyoruz. Ayrıca lütfen, olumsuz sonuç alsanız da, bizim gibi mücadeleye devam edin, yılmayın, öyle ya da böyle bu iş olacaktır... ELA ERTURAN


22.02.2017

Geçmiş öykümde başarısız iki tedavim vardı,eşim 6 yıl önce kanser tedavisinde ağır kemoterapi almadan sperm dondurmuştu. Ulaşabildiğim bütün röportajlarını dinleyerek, açıklamalarını okuyarak ve tüm kalbimle inanarak seçmiş olduğum sevgili doktorum Hakan Bey ve ekibiyle tanışmak üzere Anatolia Tüp Bebek Merkezi ile ilk görüşmemizi 2012 yılının Ağustos ayında gerçekleştirdik. Geçmiş öykümde başarısız iki tedavim vardı,eşim 6 yıl önce kanser tedavisinde ağır kemoterapi almadan sperm dondurmuştu.Doktorum hiç vakit kaybetmeden aşılamayı değil tüp bebek tedavisini tercih etmemizi,37 yaşında oluşum nedeniyle geç kalmamız gerektiğini belirtti.Koşulsuz,kendisinin ve ekibinin tecrübesine emanet ettik kendimizi...   Yaz tatilimizin ardından 5 Eylül'de tedaviye başladık.Güvenli bir merkezin,tedavi planına harfiyen uymanın ve yüksek moralin ne kadar etkili olacağının farkındaydık.Bu süreci sıkıntılı bir tedavi gibi değil,aile olmaya yürüdüğümüz ve yalnız olmadığımız bir yol olarak görmeyi tercih ettik.Eşim tüm enjeksiyon sorumluluğunu üstlendi,destek verdi.Güleryüzlü Anatolia ekibinin de yardımıyla,hep gülümsedik.Tüp şeklinde bir kutuya sevdiğimiz insanların güzel dileklerini yazdığı minik notları biriktirişim ve bunun bize enerji vereceğine inanışım,gelişmekte olan yumurtalarıma " Omlet yapılacak kıvama geliyorlar" diye takılışım da,stresten uzak kalmak için kendimce bulduğum küçük çözümlerdi:))   26 Eylül'de toplanan 12 yumurtanın 7'sine işlem yapıldı ve tümü döllendi.Merkezin embriyoloji labaratuarı başarısına bizzat şahit olduk.Her sabah embriyo gelişimi hakkında özenle bilgilendirildik.30 Eylül'de idrara çok sıkışık olmak dışında hiçbir sıkıntı yaşamadan,en kaliteli 2 embriyonun transferi gerçekleşti,3 embriyo da dondurularak saklandı.Gerek yumurta toplama,gerekse transfer sırasında Hakan Hocam'ın bizzat işlemde bulunması müthiş güven vericiydi.Transfer sonrası 3 gün yatak,bir hafta işten uzak bir ev istirahati yaptım.Tedavinin başından beri tuttuğum günlüğe duygularımı yazmaya ve olumlu düşünmeye devam ettim.10 gün sonrasında kan tahlilinden aldığımız pozitif sonuç ve 24 Ekim'de ilk muayenede bebeğimizin sağlıklı kesesini görmek;bizi çok ama çok mutlu etti.    Anne ve baba olmaya giden yolun başından itibaren bizi yüreklendiren,ailemizin bir ferdi gibi mutluluğumuzu yürekten paylaşan,her zaman nazik ve güleryüzlü çalışan Anatolia Tüp Bebek Merkezi'ne,başta bu alanın duayeni Prof.Dr.Hakan Yaralı'ya,hastalarına şefkatle yaklaşan sevgili doktorlarım Mehtap Polat ve Kübra Boynukalın'a,bana deliksiz bir uyku yaşatan Prof.Dr.Fehmi Coşkun'a,sperm ve yumurtayı maharetle birleştiren embriyologlar  Elif Gül ve Bilge Ekin'e,zarif gülümsemesiyle içimizi aydınlatan Başhemşire Emel Efe Kaya'ya,sabah kan alma işini tatlı bir sohbete çeviren Zehra İnce'ye,saat kaç olursa olsun aynı nezaketle sorularımı yanıtlayan hemşire Buket Görgicen'e,iletişimi süratle sağlayan ve  kişiye ismiyle hitap ederek özel olduğunu hissettiren tüm banko personeline ve adını sayamadığım herkese sonsuz teşekkürler.....    Anatolia Tüp Bebek Merkezi'ni konusundaki uzmanlığı ve hassasiyeti nedeniyle,ihtiyaç duyan herkese tereddütsüz tavsiye ederiz.Umarız, bütün hikayelerin mutlu bir sonu olur.


22.02.2017

Anatolia Tüp Bebek Merkezi Tüp Bebek Hasta Öyküleri Hüzün, Gözyaşı, Sevinç, Gurur, Minnet, Teşekkür Eşim ve ben  2000 senesinin  ağustosunda evlendik. Ben 29 eşim 27 yaşındaydı. Beş ay sonra neden çocuğumuz olmuyor diye doktora gitmeye karar verdik. Ne yazık ki yapılan tahliller neticesinde eşimin beyninde tümör olduğunu öğrendik. Kelimenin tam anlamıyla beynimizden vurulmuşa döndük. Evlilikten beklentilerimizin asla gerçekleşmeyeceği umutsuzluğunun yanı sıra bütün umutlarımıza da toprağa gömdük diyebilirim.          Hipofiz bezindeki bu tümör bilenler bilir Vücudun hormon merkezi olması sebebiyle endokrinel olarak her şeye engel bir tümördür.          Eşimi beyin ameliyatı yaptırıp tümörü aldırdıktan sonra monoton bir hayata merhaba demek zorunda kalarak ayda bir hastane ortamında sandostatin lar yaptırmaya başladık.  Monoton diyorum çünkü;  Her ay iğneyi yaptırıp altı ayda bir bütün tahlilleri yaptırmayı periyodik hale getirmiştik. Tabi hastalığın seyriydi bu bizim istediğimiz için değil…          İğnenin yan etkisi olarak kalp hastalıklarına ve kadın hastalıklarına da muayene olmamız gerekiyordu.  Yaklaşık 3 yıl sonraki  kadın hastalıkları muayenesinde çocuk sahibi olup olamayacağımızı bir umutsuzlukla, üzüntüyle bir iki gözyaşıyla ve biraz da cesaretle doktorumuza sorduk. Tabii neden olmasın dedi doktor. Gözümüzün içi parladı birden. Ancak hemen arkasından hormonsal dengesizlikler sebebiyle bunun zor olduğunu aşılama ya da tüp bebek yapılmasının daha uygun olacağını söyleyince öyle acı bir şekilde yutkunduk ki anlatamam. Olsun ne yapalım. Hiç olmazsa öyle bir şansımız var, ya olmasaydı ne yapardık diye kendi kendimize teselli veriyorduk.          Bir iki aşılama sonunda başarısız olduk. Sürekli ağlıyor, umutsuzluğa kapılıyorduk. Baktık ki  olacak gibi değil psikolojimizi biraz olsun düzeltebilmek için bir psikologa  gitmeye karar verdik.  3- 4 seanstan sonra Doğrusu faydasını da gördük.          Tüp bebek denemeye karar verdik. Bunu için Ankara'nın sayılı bu işi bilen  bir tüp bebek merkezine gittik.  3 sene içinde 4 deneme yaptık. Biri düşük oldu, diğerleri hiç tutmadı bile. Hem maddi hem manevi çöküntümüz artarken artık eş olarak da birbirimize sevgimizi hatta saygımızı bile kaybetmeye başladığımızı hissediyordum.          2009 senesinde bütün gücümüzü toplayarak bir daha denemeye karar verdik. Bunun için artık başka bir merkezi denemeyi düşünüyorduk. Derken  Anatolia ile görüşüp randevu alarak Prof. Dr. Hakan Yaralı ile görüşecektik. Ne yalan söyleyim Daha öncesinde mükemmel duyumlar almıştık kendisi hakkında ama, bizim de bir hastalık geçmişimiz ve hatta başarısız aşılama ve tüp bebek denemelerimiz olmuştu. Haydi hayırlısı diye dualar edip görüşme günü merkeze gittik.           Herkes bilir profesör doktora gittiniz mi en az bir iki saat beklersiniz, çünkü bir türlü hastalar zamanında bitirilemez, bir sonraki hastanın randevusu sürekli sarkar.           İçeri girdiğimizde adımızı söyledikten sonra tamam bu hasta çıksın sizi görüştüreceğiz dediler. Şaşırdık alışık değildik çünkü. Neyse. Az da olsa umutla, sıkılgan bir şekilde en önemlisi  yine olmayacak başarısız olacağız korkusuyla görüşmeye el sıkışarak başladık.  Evveliyatımızı anlattıktan sonra kendisi bazı tahliller istedi ki biz bunlara alışığız zaten. Kendisi çok fazla birşey konuşmayacağını tahliller neticesinde her şeye karar vereceğini söyledi. Eeee haklıydı tabii. Yaptırdık tahlilleri getirdik gösterdik. Kendisi olumsuz bir durum olmadığını hamile kalmamızın  kendisi açısından bir sakınca olmadığını, endokrin doktorumuzun onayıyla hemen de başlayabileceğimizi söyledi.Öyle güzel şeyler söylüyordu ki adeta yarı yarıya olmuş kadar sevindik. Çünkü daha önce duymuştuk; Eğer olumsuz bir şey görür ve hissederse boşuna uğraşmayın paranızı da boşu boşuna heba etmeyin dermiş.  Cinnah caddesinden aşağı eşimle kol kola inerken kısmet hayırlısı inşallah bu sefer olur inşallah diye dualar ediyorduk.          Endokrin doktoruyla görüşüp olumlu sonuç alınca daha da sevindik. Geldik tekrar nerdeyse hiç beklemeden Hakan Hocayla görüştük. Eşimin yaşı itibariyle gerekli planlamayı yaptı, bana da sen de bir Müfit Hocayla görüşeceksin, senin durumun da önemli dedi. Müfit hoca da  ürolog. Görüştüm benim da bu süreçte ilaç kullanmam gerektiği söylendi. Kullandık. Geldik  transfere. 12 gün sonra eşim kanaması olunca anladık ki başarısız olmuşuz. Başta Hakan Hoca, Dr. Mehtap Hanım,  Dr. Kübra Hanım, Hemşire Emel hanım. Odada olumsuzluğun sebebini konuştuk ama göz yaşıyla beraber takdiri ilahi, kısmet, hayırlısı, Allah büyüktür. Gibi tesellilerle görüşme bitti. Sağ olsunlar daha 1-2 ay önce tanışmıştık bu ekiple ama sanki 40 yıldır tanıyoruz gibi en az bizim kadar mutsuz olduklarını bize hissettirdiler. Bunu görmek şunun için önemli, hem ekibin işini savsaklamadığını, hem büyük bir ciddiyetle bu işlemleri yaptığını ve hem de başarısızlıkta kendilerinde bir pay var mı yok mu sorguladıklarını gördük.           Ağlaya ağlaya cinnahtan aşağıya yürürken yine eşimle birbirimize teselliler veriyor,  hayata bir şekilde devam etmemizin gerekli olduğunu söylüyor ve maddi bakımdan bir birikim yapıp tekrar deneme planları yapıyorduk.          4-5 ay sonra tekrar bir randevu almak için telefon ettiğimizde sekreter hanım hemem bizi tanıdı şaşırdık doğrusu. Onlarca hasta nerden hatırlasın. Ama hatırladı işte.  Hakan Hocayla  tekrar görüştük. Muayeden ve tahlillerden sonra tekrar denememizin olumlu olabileceğini ve hatta maddi olarak da bize yardımcı olabileceğini söyledi. Bu durumda olanlar çok iyi bilirler ki maddi imkansızlık gerçekten hiçbir şeye benzemiyor. Fakat daha ilginç olanı 2. gelişimiz olmasına rağmen gerek doktorlarda gerek muhasebede gerekse de  sekreterlerde  ve hatta embriyologlarda bile her zaman bir güler yüzlülük vardı. Bu bize biraz daha olumlu düşünmeyi ve bu sefer olacak umudu veriyordu. Yine bilenler bilir bu bizim durumumuzdaki hastalar için son derece önemlidir.          Tedavi başladı. Transfer yapıldı. 12 gün sonra tahlil yaptırdık. VE NİHAYET eşim hamileydi. Bu durumu anlatamam sanki kanat taktılar da uçuyor gibiydik. Haberi Anatoliaya verdik. Herkeste ayrı bir  sevinç. Sekreterle konuştuktan sonra nerdeyse bütün ekip ayrı ayrı arayıp tebrik etti. Fakat tahliller 2 günde bir en az 3 sefer tekrar edilmeliydi.  Tahlilleri yaptırdık, ancak yolunda gitmeyen bir şeyler vardı çünkü olması gerektiği kadar çıkmıyordu. Hakan Hocayla yeniden odasında görüştük ultrasondan sonra dış gebelik olduğunu ve bunun da ameliyatla alınması gerektiğini öğrendik ki, gerçekten beynimizden vurulmuşa döndük. Hakan Hocanın odasında ağlarken bir an ki işte o zaman ilk kez gördüm ben hastası için yaşaran gözlerini saklamaya çalışan doktoru. Hakan Hoca da, yanındaki Mehtap Hanım da, Baş hemşire Emel Hanımda göz yaşlarını saklamaya çalışıyorlardı. Dışarı çıktığımda bütün çalışanlar diğer hastalara belli etmemeye çalışarak bizlere teselli veriyorlardı. Alt kata indik muhasebe ekibi başta Şefika Hanım olmak üzere hepsi bize teselli veriyordu.          Hakan Hoca Bir gün belirledi Hacettepe'de ameliyatla dış gebelik sonlandırıldı.          Hakan Hoca 10 gün sonra bizi muayeneye çağırdı. Gittik Görüştük. Son derece üzgün olarak üzüntümüzü atmak için bir şeyler yapmamızı hatta bir kısa süreli de olsa tatile çıkmamızı söyledi, söyledi söylemesine ama bizde para yok ki neyle çıkacağız bunu da söyleyemedik tabii. Fakat 3-4 ay sonra tekrar yaptırıp yaptırmayacağımız değil de en azında eşimin genel durumu konusunda  bir muayeneye gelmemizi de ekledi. Allah'tan hayırlısı diyerek bir kez daha cinnahtan aşağıya gözlerimiz yaşlı olarak kendi kendimize teselli vererek indik.            5 Ay sonra muayeneye gittik. Hakan Hoca sağolsun her seferinde olduğu gibi bizden hiç muayene parası almadan muayene sonunda durumumuzun olumlu olduğunu eğer istersek bir kez daha deneyebileceğimizi maddi ve manevi yardımda bulunabileceğini, hatta ilaçlar konusunda da araştıracağını eğer yapılabilirse yardım edebileceğini söyledi.  Eşim ve ben bu konuda çok olumsuz şeyler yaşadığımızı biraz düşünmemiz gerektiğini söyleyerek Anatoliadan ayrıldık.              Yedi kez deneme yapmış, maddi manevi çok çok ezilmiş bir çift olarak biz. Bütün umutlarımızı toplayarak, bankadan kredi çekerek, diğer olumsuzlukları bir kenara bırakarak yeniden denemeye karar verdik.              Anatoliada artık biz kıdemli hasta idik. Gerçekten sağ olsunlar nerdeyse bütün çalışanlar haydi hayırlısı diyerek bize güler yüzlü teselliler veriyordu. Hocanın randevu zamanının beklerken tesadüfen  Emel Hemşirenin tüp bebek koçluğu yaptığını duyduk. Nedir bu diye sorduğumuzda çok stresli  ve evhamlı hastalara bir nevi psikolojik destek diyebiliriz diye söyledi Emel hanım. Bu kadar olumsuzluktan sonra bizde fazlasıyla hem evham hem stres var tabii.. Konuştuk kendisiyle cüzi bir miktar karşılığında bu hizmeti verebileceğini söyledi. Biz de bu hizmeti almak istiyorduk çünkü gerçekten artık son şansımızı kullanıyorduk diyebiliriz. Hem maddi hem manevi yıkıntı içindeydik ve hem de yaş itibariyle  artık çok daha olumsuz bir döneme giriyorduk. Bu nedenlerle gerçekten son çırpınışlarımızdı demek yanlış sayılmaz bizim için. Sağ olsun 4 seansta yapacak, 45 dakikalık. Öyle de oldu. Transfere kadar tam 4 seans aldık. Diğer taraftan yapılan tedavi sonucunda 4 yumurta toplanabilmiş, bunların 3 tanesi sağlıklı durumda imiş bu üçüne işlem yapılacakmış. İşlemden sonra sadece bir yumurta döllenmiş o da sağlıklı bir durumdaymış. Hocam bunun transfer edilip edilmemesini bize bıraktı. Karar verdik tek de olsa şansımızı denemek istiyorduk. Tek yumurtayı büyük bir umut, özveri ve özenle gerek Anatolia ekibi gerekse de bizler nakletmeye karar verdik. Nakil günü son kez Emel hemşirenin direktiflerini yeniden gözden geçirdik. Transfer başarıyla yapıldı. Artık 12 gün sonundaki  tahlili bekleyecektik.           12 gün sonra tahlil sonuçları pozitif çıktı. Tabii biz hemen sevinemedik. Dur bakalım 3-4 kez daha tekrarlayacaktık. Tekrarladık. Süper bir şekilde hamilelik devam ediyordu. Yine tam olarak sevinemiyorduk, çünkü bir keseyi görmemiz gerekiyordu. 3 hafta sonra keseyi gördük kalp atışını duyduk artık dünyalar bizim, eşime hamilesin diyebilirdik. Bu arada  abartısız bütün Anatolia ekibi bizimle beraber nefeslerini tutmuş inşallah hayırlısı dualarıyla sevinç içinde bizlere sarılıp teselli veriyordu.           Şimdi bugün tarihi itibariyle eşim takvim yaşı olarak tam 4 ayı, hafta olarak 18 haftayı tamamlamış durumda . Bir aksilik olmaması için elimizden gelen gayreti sarf ediyor; Her zaman olduğu gibi Hakan Hocanın söylediklerini harfiyen yerine getirmeye çalışıyoruz. Hocam ve ekibi Allah Razı Olsun bizlere yaparız ederiz dedikleri her konuda gerekeni yaptılar. Artık ben ve eşim hayata çok çok çok çok daha pozitif bakıyor, hatta kız ya da erkek isimleri bile düşünmeye başladık.           Bütün Anatolia ekibine sonsuz minnetlerimizi bir borç olarak görüyoruz. Onlara ne kadar teşekkür etsek azdır, çünkü gerçekten her aşamada bizlere bıkmadan usanmadan hiçbir şekilde sonraya bırakmadan yardımcı oldular.          Allah'tan dilerim ki bizim buraya kadar yaşadığımız sevinci isteyen dileyen her kuluna yaşatsın.  İnşallah sağlıklı sıhhatli ve hayırlısıyla evladımızı kucağımıza alırız. Bizim gibi çaba harcayan herkes inşallah sağlıklı sıhhatli ve en önemlisi hayırlısı ile evlatlarını kucaklarına alırlar. 02.11.2012                                                                                                                  FADİME - ALİ


22.02.2017

Hastanenizde tedavi gördük ve ilk denememizde tutu çok şükür.  Şuan 11+2 günlük sizinle paylaşmak istedik sevincimizi..  


22.02.2017

Bebeğimi uyuturken mutlulukla televizyonda izledim Hakan hocamı :)   Şiveroğlu Ailesi