Etkinliği
KANITLANMAMIŞ TEDAVİLER

Özellikle tekrarlayan tüp bebek uygulamalarına rağmen gebe kalamayan çiftler tüp bebek merkezlerinden değişik ve daha önce uygulanmamış tedavilerin beklentisi içinde olmaktadır. Maalesef, önerilen pek çok tedavi etkinliği kanıtlanmamış veya tıp dilinde ampirik yani “ya tutarsa, başarılı olursa” şeklinde uygulamalardır. Herhangi bir tedavinin etkinliğinin kanıtlanmış olabilmesi için rastgele seçilmiş çiftler üzerinde uygulanması ve aynı şeklide seçilen ve önerilen tedaviyi görmeyen çiftlerle karşılaştırılması gerekir. Bu şekilde yapılmış çalışmalar çok azdır veya hiç yoktur. Bu tedaviler aşağıda kısaca özetlenmiştir.

1. Rahim içine çizik atılması; Geçmişte popüler olan bu metotta rahim içine hasar yapılarak, embriyonun daha sonra tutunmasının kolaylaştırılması hedeflenir. Günümüzde işe yaramadığı gösterilmiştir.
 

2. Taze transfer yapılmaması - Bütün embriyoların dondurularak saklanması; Taze transfer yapılmayıp, rahim içinin “dinlendirilmesi” hedeflenir. Bu şekilde canlı doğum oranının iyileştirilmesi hedeflenir. Mısır’da yapılan, tekrarlayan tüp bebek başarısızlığı olan olgularda tek iyi tasarımlı bir çalışmada, böyle bir uygulamayı destekler netice rapor edilmiştir.

Biz Anatolia Tüp Bebek’te polikistik over sendromu (PCOS) veya yumurtalıkların uyarımı sırasında aşırı cevap olan olgularda (15’ten fazla yumurta toplanması) taze transfer yapmayıp, uygun tüm embriyoları (5. / 6. Gün) dondurarak saklamaktayız. Bu olgular dışında normal/düşük yumurtalık yanıtı olan her olguda “rahimi dinlendirmenin” canlı doğum oranını arttırdığına dair bir kanıt yoktur. Buna rağmen, ülkemizde, çoğu tüp bebek merkezinde, bu gerekçe ile, kanıt olmadığı halde, maalesef, yoğun olarak taze transfer yapılmayıp, tüm embriyolar dondurularak saklanmaktadır.
 

3. Ampirik Tedaviler - Yumurtalıkların uyarılması; Aspirin, vitaminler, androjenler, steroidler, bitki-alternatif ilaçlar (Chinese herbs), akapunktur.

Yukarıda adı geçen hiçbir ilacın/uygulamanın, düşük yumurtalık rezervi olan olgularda büyüme hormonu (growth hormone) kullanımı dışında, etkinliği gösterilmemiştir; çoğunun ise etkin olmadığı gösterilmiştir. Düşük yumurtalık rezervi olan olgularda büyüme hormonu (growth hormone) etkinliği ise, az sayıda, kısıtlı sayıda hasta içeren çalışmalarda gösterilmiştir; kaldı ki büyüme hormonu pahalı olup, kullanımında bazı yan etkiler de gözlenmektedir.

Belki bu kapsamda androjen kullanımından da ayrıca bahsetmek gerekir. DHEA-S preperatları da, maalesef, düşük yumurtalık rezervi olan olgularda sıklıkla kullanılmaktadır. Bu preperatların etkinliği gösterilmemiş olup, üstelik cilt sivilce/yağlanma gibi yan etkilere de neden olabilmektedir.

Bayanın pıhtılaşma testleri; genel olarak trombofili olarak da adlandırılan bu testlerin, ne ilk tüp bebek ne de tekrarlayan tüp bebek uygulaması öncesi yapılmaları önerilmemektedir. Yine üzülerek gözlemlemekteyiz ki, bu testler gereksiz olarak yapılmakta, saptanan bazı anormalliklerde (kaldı ki belli sıklıkta normal toplumda da bu şekilde sapmalar izlenebilmektedir) gereksiz aspirin ve kan sulandırıcı tedaviler reçetelendirilmektedir. Bu testlerin ancak bazıları (tüm panel değil), 2 veya daha fazla düşük yapan olgularda bakılmaları önerilmektedir.
 

4. Ampirik Tedaviler - rahimin iç tabakasına yönelik tedaviler; rahim içine çizik atılması, bağışıklık tedavileri; steroid kullanımı; rahim içinin yıkanması (“gebelik aşısı”), kan sulandırıcı tedaviler (pıhtılaşma testlerinde hiçbir problem olmadığı halde), damar genişletici ilaçlar (nitrogliserin, viagra vs), G-CSF ile rahimin içinin yıkanması, hCG kullanımı.
 

5. Kültür sıvısına GC-CSF eklenmesi; bir ticari firmanın yapmış olduğu çalışmada işe yaradığı gösterilmiş olsa dahi etkinlik ve emniyetlilik ile kaygılar ağır basmaktadır.
 

6. Embriyo transferi yapılır iken hyaluronik asit (embriyo yapıştırıcı) eklenmesi; yine sınırlı çalışmada işe yaradığı gösterilmiş olsa dahi, diğer çalışmalarda işe yaramadığı gösterilmiştir.
 

7. Diğer etkinliği gösterilmemiş yöntemler; Mikroçip (sperm yıkama metodu), balanslama metodu. Bu metotların da, yukarıda adı geçen diğer metotlara benzer şekilde işe yaradığı gösterilmemiştir.  

Yukarıda adı geçen hiçbir ilacın/uygulamanın etkinliği gösterilmemiştir; çoğunun ise etkin olmadığı gösterilmiştir. Kanıta dayanmayan bu uygulamalar ile, maalesef meslektaşlarımız tarafınca, başarı öyküleri adı altında haberler yapılmakta ve hastalar yanlış yönlendirilmektedirler.

Unutulmamalıdır ki, farklı tüp bebek merkezleri, gerek klinik gerekse de laboratuvar donanımları ve uygulamaları nedeniyle farklıdır. Bu nedenle tüp bebek merkezleri arasında iki katına varan gebelik oranlarında farklıklar olabilmektedir. Merkez seçimi bu kapsamda çok önemlidir.

KANITLANMAMIŞ TEDAVİLER
Teşekkür ederiz
Gönderdiğiniz form tarafımıza ulaşmıştır. En kısa sürede sizinle iletişime geçilecektir.
Hata! Formunuz gönderilirken bir hata oluştu.
Soru Sormak İstiyorum
Yorumunuzu Yazınız