06 Mayıs 2014 / Hürriyet Gazetesi

KANSER BİLE OLSANIZ PES ETMEYİN

Türkiye'de her 100 çiftten 15'i çocuk sahibi olamama problemiyle uğraşıyor.

Çiftler tüp bebek tedavisi için mücadele ederken kanser gibi olumsuz sürprizlerle de karşılaşabiliyorlar. Mersin’in Anamur ilçesinde oturan 37 yaşındaki Nurten Baz ile 41 yaşındaki Tacettin Baz’ın yaşadıkları da bunun örneklerinden biri. Baz çiftinin örnek bir mücadelenin ardından sahip oldukları ikizleri 7 yaşına bastı.

Nurten Baz eşiyle evlendikten sonra hemen çocuk sahibi olmayı istediklerini, olmayınca da iki yıl süreyle tedavi gördüklerini söylüyor. Ancak işler Baz çifti için başlangıçta bekledikleri gitmemiş. Nurten Baz tüp bebek tedavisiyle çocuk sahibi olmayı beklerken rahim kanseri olduğunu öğrenmiş. Tedavisini kadın hastalıkları ve doğum uzmanı Prof. Dr. Ali Ayhan sürdürmüş. Tedavi tam tam dört yıl sürmüş.

"HİÇ PES ETMEDİK"
Baz çifti o dönemde hiç pes etmediklerini tedavinin tamamlanması için sabırla beklediklerini söylüyorlar. Dört yıllık bir sürecin ardından tüp bebek tedavisi için tekrar doktora başvurmuşlar. Kadın hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Hakan Yaralı'dan bekledikleri müjdeli haberi ikinci tüp bebek denemesinden sonra duyuyorlar. Hamile kalma sürecini Nurten Baz şöyle anlatıyor:

“Tedavim tamamlanmıştı. İkinci tüp bebek denemesinde hamile kaldım. Hamileliğim normal geçti. Aklıma hiçbir kötü şey getirmemeye çalıştım. Sonunda da tek yumurta ikizlerim Yunus ve Furkan’a kavuştum. Hiç pes etmedik. Tüm çocuk sahibi olmayı isteyen çiftlere de önerim umutlarını kaybetmesinler. Pes etmesinler. İkizlerim yedi yaşına bastı. Hastalığım tekrarlamadı. Düzenli kontrollerime de gidiyorum.”

KANSER HASTASI KADINLAR UMUDUNU KAYBETMESİN
Nurten Baz’ın doktoru Anatolia Kadın Sağlığı ve Tüp Bebek Merkezi Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Hakan Yaralı da kanser hastası olan kadınların hiçbir zaman umutlarını kaybetmemesi gerektiğini belirtiyor ve şunları söylüyor:

“Kanser tanısı alan hastalarda, elbetteki öncelik kadının sağlığına kavuşmasıdır. Kanser tedavisini yapan hekimin,  özellikle hastaya gelecekte gebelik isteği olup olmadığını sorması ve tedavi şeklini ona göre şekillendirmesi önem arz eder. Ayrıca bu grup hastalarda tedavi seçenekleri değerlendirilirken mümkün olduğunca hastanın ilerde gebe kalma potansiyelini koruyacak cerrahi ve medikal tedavinin seçilmesi gelecekte gebelik şansı vermesi açısından önem taşımaktadır. Bu nedenle çocuk sahibi olmayı planlayan hastaların, kanser tedavileri yapılmadan önce, bu konuda deneyimli bir jinekolog tarafından değerlendirilmesi planlanmalıdır. Eğer kemoterapötik ilaçlar kullanılacak ise, bu tarz ilaçların yumurtalıklar üzerine olumsuz etkisi olabileceği için, özellikle evli olan çiftlerde embriyo dondurma seçeneğinin hastaya sunulması çok yarar sağlayacaktır. Artık günümüz koşullarında dondurulmuş embriyoların çözme sonrasında hayatta kalma oranları yüzde 90’ların üzerinde olduğu için, çifte çok etkin gebe kalma şansı sağlayabilmektedir. Cerrahi tedavi uygulanacak kadınlarda da mümkün olduğunca, hem hastanın tedavi başarısını riske atmayacak hem de  doğurganlığını koruyacak şekilde mümkün olan en hafif cerrahi işlemin yapılması ilerde bebek sahibi olma şansına çok önemli katkıda bulunacaktır. Bu nedenle kanser tedavisi ile ilgilenen onkolog arkadaşlarımızın kanser tanısı alan ve çocuk sahibi olma planı olabilecek hastalarını, üremeyi koruyucu yaklaşımlar açısından deneyimli bir jinekolog ile görüştürmesi hayati önem taşımaktadır.”

RAHİM KANSERİNDEN SONRA ÇOĞUL GEBELİK AYRICA BİR RİSK Mİ
Çoğul gebeliğin varlığının her hasta grubunda tekil gebeliğe göre daha riskli olduğunu belirten Prof. Dr. Hakan Yaralı, “Hem erken dönemde gebelik kaybı hem de ilerleyen haftalarda erken doğum, gebelik şekeri ve gebelik hipertansiyonu gibi komplikasyonların görülme riski ikiz gebelikte daha da artmaktadır. Ancak rahim kanseri geçirme öyküsü olması bu açıdan hastaya ilave bir olumsuzluk yüklememektedir” diyor ve şöyle devam ediyor:

YUMURTA YA DA SPERM DOLDURULMASI DA DÜŞÜNÜLEBİLİR
“Kanser tanısı alan hastada birincil amaç hastalığın tedavi edilmesi ve hastanın sağlığına kavuşmasıdır. Elbette eğer hastanın ilerleyen yıllarda çocuk sahibi olma planı olacaksa, mutlaka hekiminin bu konuda uygulamayı düşündüğü tedavi seçenekleri açısından hastayı bilgilendirmesi ve her tedavi seçeneğinin kendine has doğurganlık üzerine yapacağı etkileri detaylı olarak anlatması önem taşımaktadır. Eğer kullanılacak ilaçlar ya da cerrahi tedavi ile yumurtalıklar üzerine bir olumsuzluk olabileceği öngörülüyor ise, kanser tedavisine  başlamak için vakit sıkıntısı olmayan hastalarda, tüp bebek uyarımı yaparak, elde edilen embriyoların dondurulması düşünülebilir. Embriyo dondurulduktan sonra, asıl hastalığın tedavisi yapılıp, sonrasında donmuş embriyolar çözülerek uygulama yapılabilir. Eğer hasta evli değilse, erkelerde spermlerin dondurulması, kadınlarda da yumurta ya da yumurtalık dokusu dondurulması da düşünülebilir.Tüp bebek tedavisinde kullanılan ilaçlar, kısa yarılanma ömrü olan ve dolayısıyla kandan hızlıca temizlenen ilaçlar olup, herhangi bir vücutta birikici etkileri yoktur. Dolayısı ile tüp bebek tedavisi görmüş olmak rahim, yumurtalık ve meme kanseri görülme riskini arttırmamaktadır.”
Kanser bile olsanız pes etmeyin