Tüp Bebek

Tüp bebek, kadına veya erkeğe bağlı bir sebep nedeniyle çocuk sahibi olamayan çiftlere, uyguladığımız bir tedavi yöntemidir.

Bu sayfada; Tüp bebek nedir? Tüp bebek tedavisi kimlere uygulanır? Tüp bebek ile ilgili tüm süreçler nasıldır? ve sık sorulan sorulara dair detaylı bir yazı bulabileceğiniz gibi Anatolia Tüp Bebek Merkezi'nde yapılan uygulamaları görebilirsiniz.

Tüp bebek uygulamalarımıza aşağıdaki bölümlerden ulaşabilir, içindekiler bölümünden ise tüp bebek tedavisi ile ilgili yazdığımız yazının istediğiniz kısmına giderek aklınızdaki sorulara cevap bulabilirsiniz.
 

TÜP BEBEK NEDİR?

Tüp Bebek, kadına veya erkeğe bağlı kısırlık sebebiyle çocuk sahibi olamayan anne/baba adaylarına uygulanan yardımcı üreme tekniğine verilen isimdir. İnsanda ilk kez 1978 yılında İngiltere’de başarı ile uygulanmıştır. Günümüzde tüm kısırlık olgularında başarı ile uygulanmaktadır. 

TÜP BEBEK TEDAVİSİ


Tüp Bebek Tedavisi
; kadından yumurta toplama ile elde edilen yumurta ve erkekten alınan spermin, laboratuvar ortamında birleştirilmesi / döllenmesi sonrası elde edilen embriyonun rahim içine nakledilmesidir. Bu tedaviden sonra elde edilen gebelik ile normal yolla elde edilen gebelik arasında bir fark yoktur. 

IVF'in ilk kullanıldığı yıllarda tüp bebekte yumurta ve sperm yan yana getirilerek, kendiliğinden döllenme hedeflenmiş ancak özellikle ağır sperm problemi olan olgularda standart tüp bebek ile maalesef döllenme çok düşük oranlarda olmuş veya hiç döllenmeme sıklıkla gözlemlenmiştir. İlk defa 1992’de Belçika Brüksel’de meni spermin mikroenjeksiyonu ile ağır sperm problemi olan bir çiftte ilk gebelik tanımlanmıştır. Ardından yine Belçika’dan 1994’de tıkayıcı azopermili bir olguda, 1995’de de tıkayıcı olmayan azospermik bir olguda testisten biyopsi ile elde edilen sperm kullanılarak ve mikroenjeksiyon ile ilk gebelikler yayınlanmıştır.

Biz kliniğimizde, döllenme oranlarının daha yüksek olması nedeniyle, gebe kalamama nedeninden bağımsız olarak her hastada mikroenjeksiyon (ICSI) yöntemini kullanmayı tercih etmekteyiz. Bu yöntemin detayları ve klasik tüp bebekten farkı gibi soruların cevaplarını Mikroenjeksiyon sayfamızda bulabilirsiniz.

Elbette zaman içinde tüp bebek tedavilerinde baş döndürücü hızla olan gelişmeler ile hem etkinlik (gebelik oranları) hem de emniyetlilik (çoğul gebelik oranlarının azalması, aşırı uyarım sendrom riskinin neredeyse sıfırlanması) artmıştır.

Tüp Bebek Tedavisi Ne Kadar Sürer?

Hastalarımıza yaptığımız ilk değerlendirme sonrasında, her hastanın bireysel özelliklerine, yaşına ve yumurtalık rezervine göre, kişiye özel tedavi protokolünü belirlemekteyiz. Bu nedenle adet öncesi dönemde bazı hastaların, kendilerine uygun görülen ilaç tedavi protokolü kapsamında ilaç kullanmaları gerekebilmektedir.

Tüp bebek tedavisi adetten itibaren yaklaşık olarak 2-2.5 hafta sürmektedir. Yumurta toplama gününden 2 hafta sonra yapılan kanda gebelik testi ile de gebelik durumu anlaşılabilmektedir.

Tüp Bebek UygulamalarıProf. Dr. Hakan Yaralı, Tüp bebek uygulamalarında başarıya etki eden 2 önemli faktörü anlatıyor.

TÜP BEBEK KİMLERE UYGULANIR?

Kendiliğinden gebe kalmaya engel yaratacak kadın ya da erkeğe ait problem varlığında ya da tüp bebek öncesi tedavi yöntemlerinin başarısız olduğu durumlarda tüp bebek yöntemi uygulanır.

Ayrıca, kadın yaşı 38 yaş ve ötesinde ise, çiftlerden birine ait kromozomal bir sorun var ise ya da ailede bilinen bir genetik hastalık varlığında da sağlıklı embriyonun saptanması amacıyla tüp bebek tedavisine ilaveten genetik tanı amaçlı embriyo biyopsisi ve pre-implantasyon genetik tarama/tanı (PGT-A/M/SR) işlemleri de yapılabilmektedir.

PGS/PGT Yönteminin tüp bebek sonuçlarını nasıl iyileştirdiğini merak edenler Genetik Ayıklama sayfamızdan detaylı bilgi alabilirler.

Düzenli Bir Cinsel Beraberliğe Rağmen Çocuk Sahibi Olamayan Çiftler, Ne Zaman Tedaviye Yönelmeliler?

Kısırlık (infertilite), düzenli cinsel ilişkiye rağmen 1 yıl içinde gebelik olmaması olarak tanımlanır. Bayan yaşı 35 ve üzeri olgularda bu süre 6 ay olarak kabul edilmektedir. Bu nedenle bayan yaşı 35'in üzerinde ise veya öykü ve fizik muayenesinde kısırlık ile ilişkisi olabilecek herhangi bir bulgu varsa araştırmalar daha erken başlatılmalıdır.

Bayan yaşı 40 üzerinde olan olgularda ise birkaç ay içerisinde hızlı ve etkin bir değerlendirme yapılmalıdır.

Kısırlık konusunda Anatolia'da yapılan uygulamalara Kısırlık Tedavisi sayfamızdan ulaşabilirsiniz.

TÜP BEBEK KAÇ YAŞINA KADAR UYGULANABİLİR?

Tüp bebek tedavisi, uygun olan olgularda 45 yaşına kadar uygulanabilir. Ancak 40 yaşından sonra, hem üretilen yumurtanın kromozomal olarak hataya yatkınlığının artması, hem de yumurtalık rezervinin azalması nedeniyle kendiliğinden ve de tüp bebek ile gebelik şansının azaldığı ve oluşan gebeliğin düşükle kaybedilme riskinin arttığı bilinmelidir.

Pre-implantasyon Genetik Tarama (PGT-A/M/SR) yöntemi ile, kadın yaşı 38 yaş ve sonrası olan olgularda embriyolar rahime nakledilmeden önce alınan hücre örnekleri üzerinde genetik tarama yapılarak normal kromozomal yapılı olan embriyo tespit edilebilmektedir. Bu sayede, yaşın ilerlemiş olmasının getirdiği olumsuzluklar ortadan kalkmakta ve normal olarak rapor edilen embriyonun nakledilmesi ile canlı gebelik oranları %70, canlı doğum oranları %60’lar civarına ulaşmaktadır.

AŞAMA AŞAMA TÜP BEBEK

Tüp bebek yöntemi, her hastaya özel olarak seçilen ilaç şeması dahilinde yapılan yumurtalıkların uyarılması, yumurta toplanması, yumurtaların sperm ile döllenmesi (mikroenjeksiyon) ve oluşan embriyo(ların) nakli (embriyo transferi) aşamalarından oluşur. Bu aşamaları birlikte detaylı bir şekilde inceleyelim.

Ön Görüşme ve Başlangıç

  1. Uzman Doktorumuz anne baba adayının geçmiş hikayesini dinler.

  2. Anne adayı muayene edilir ve anne/baba adayına başlangıç testleri yaptırılır.

  3. Infertilite (kısırlık) nedenleri hakkında bilgi verilir.

  4. Uygulanacak testler konusunda bilgi verilir.

  5. Tedavi başarı oranları hakkında bilgi verilir.

  6. Tüm bu bilgiler ışığında, tüp bebek tedavisi bireyselleştirilerek uygun tedaviye başlanılır.

Yumurtalıkların Uyarılması

  1. Tüp bebek tedavisinde amaç çok sayıda folikül-yumurta elde etmektir.

  2. Adetin 2-4. günü başlangıç ultrasonografisi yapılıp, kan estradiol ve progesteron düzeyi bakıldıktan sonra yumurtalıkları uyarıcı iğnelere başlanır.

  3. İlaç dozlarınızı içeren ilaç karnesi hemşirelerimiz tarafından verilecektir.

Yumurta Toplama

  1. Olgun yumurta, çoğunlukla, çapı 15mm’nin üzerinde olan foliküllerden elde edilir.

  2. Tercihen 3 veya daha fazla folikül 17mm’nin üzerine ulaştığında çatlatıcı iğne uygulanır.

  3. Genellikle çatlatıcı iğne saatinden 34-36 saat sonra yumurta toplama işlemi yapılır.

Yumurtaların Sperm ile Döllenmesi̇ (Mikroenjeksiyon)

  1. Döllenme standart tüp bebek (in vitro fertilizasyon; IVF ) veya mikroenjeksiyon (intrasitoplazmik sperm injeksiyonu; ICSI ) ile sağlanır.

  2. IVF ve ICSI'nin tek farkı dölleme safhasıdır. Bunun dışında tüm basamaklar tamamıyla aynıdır.

  3. ICSI daha çok sperm problemi olan ve izah edilemeyen infertilite olgularında tercih edilse de merkezimizde tüm olgularda daha yüksek döllenme oranları elde edilmesi nedeniyle ICSI yöntemi uygulamaktayız.

  4. ICSI öncesinde, yumurta etrafındaki hücreler eritilir ve bu şekilde yumurta mikroenjeksiyona hazır hale getirilir.

  5. Ardından her bir olgun yumurtanın içine bir sprem hücresi enjekte edilir.

Sperm Tetkikinde Sperm Sayısının Çok Az Olması veya Sperm Bulunmaması Durumunda Ne Yapılmaktadır?

Sperm sayısı az ise, çok kısıtlı hasta grupları dışında, ilaçla tedavi mümkün olmadığı için direkt olarak tüp bebek tedavisi önerilir. Menide hiç sperm olmaması durumlarında ise tüp bebek tedavisine ilaveten testis içinden cerrahi olarak sperm aranması işlemi (TESE/PESA/TESA) gerekir. Azopermi ve mikro-TESE  sayfamızda konunun detaylarını bulabilirsiniz. 
Bu grup hastalarda %5-10 sıklıkla yapısal/sayısal kromozomal problemler de görülebildiği için, tüp bebek tedavisine başlamadan erkeğe kromozom analizi yapılmasını planlamaktayız.

Oluşan Embriyo(ların) Nakli (Embriyo Transferi)

  1. Embriyo transferi genellikle, hazırlık dahil, ortalama 5 dakika sürer.
  2. Vajen ıslak bir gazlı bezle usulüne uygun temizlendikten sonra, özel kültür sıvısı ile rahim ağzı yıkanır.
  3. Biz transfer yapmadan hemen önce bir deneme kateteri ile (trial katater) rahim içine girme yolunu belirler ve bu şekilde, 1 dakika sonra yapılacak embriyo transferi sırasında embriyoların çok hızlı, hiç zedelenmeden rahim içine yerleştirilmesi için “haritalaması”nı yaparız.
  4. Embriyolog transfer edilecek embriyoları katetere yükleyerek laboratuvardan getirir. Ardından transfer gerçekleştirilir.

Embriyo Transferinin 3. Gün ya da 5. Gün Yapılmasının Farkı Nedir?

Embriyo transferi yumurta toplama gününden 3 ya da 5 gün sonra yapılmaktadır. 3. gün 7-8 hücreli (ideal olarak) olan embriyoda, 5. gün yani blastokist aşamasında 250’den fazla hücreli, bebeği oluşturacak olan iç hücre kütlesi (inner cell mass) ve bebeğin eşini oluşturacak olan dış hücre kütlesi (trofoektoderm) ayrımlaşmış hale gelmektedir. Bu nedenle 5. gün transfer planlanan olgularda, rahime tutunma potansiyeli daha yüksek olan embriyo daha doğrulukla seçilebilmektedir. Ayrıca 5. gün transfer ile embriyo (blastokist) ve rahimin iç tabakasının senkronizasyonu daha iyi olmaktadır. Bu nedenle, 5. gün transferlerinde gebelik oranı, 3. gün transferlerine göre daha yüksek olmaktadır.

Kliniğimizde, transfer yapacağımız embriyo sayısından (1-2), 1 tane daha fazla kaliteli embriyosu olan hastalarda 3. gün yerine 5. gün transfer yapmayı planlamaktayız. Örneğin, hastaya 1 embriyo transfer edilecek, ve hastanın 2 güzel embriyosu var ise, 5. gün transferini tercih etmekteyiz. Bununla birlikte, 3. gün güzel embriyo kalitesi olan hastalarda da gayet güzel gebelik oranlarını yakalayabilmekteyiz. Merkezimizde tüm başlanan taze uygulamalar başına 5. gün transferi oranımız %70’ler civarındadır. Embriyo transferi ile ilgili merak ettikleriniz, öncesi ve sonrası yapılması gerekenlerle ilgili daha fazla bilgi için  Embriyo Transferi sayfamızı ziyaret etmenizi tavsiye ederiz.

Transfer Sonrası Arta Kalan Embriyo Olur mu? Olursa Bunlara Ne Yapılır?

Transfer sonrası arta kalan kaliteli embriyolar var ise dondurularak saklanabilir. Kliniğimizde, çok başarılı bir embriyo dondurma programımız var olup, en güncel ve başarılı yöntem olan vitrifikasyon tekniğini kullanmaktayız. Sadece dondurmaya uygun kalitede olan 5. gün veya 6. gün embriyolarını (blastokist) dondurarak saklamaktayız. Dolayısı ile taze embriyo transferi 3. gün yapılan nadir hastalarda dahi arta kalan embriyoları 2-3 gün daha takip edip 5./6. gün blastokist aşamasında iken, kalite olarak uygun ise, dondurarak saklamaktayız.

Merkezimizde dondurulmuş 5./6. gün embriyolarının çözülmesi sonrası sağ kalım oranları %97-98 civarında olup, transferleri sonrasında en az taze uygulamaya yakın, %60-65 oranlarında gebelik elde edebilmekteyiz. Bu işlemin nasıl yapıldığını ve konu ile ilgili bilinmesi gerekenleri  Embriyo Dondurma  yazımında bulabilirsiniz.

Nakledilecek Embriyo Sayısı Neye Göre Belirleniyor? 1 mi 2 mi?

Ülkemizdeki Tüp Bebek Yönetmeliği uyarınca transfer edilen embriyo sayısına yasal düzenleme getirilmiştir. Bu nedenle kadın yaşı 35 yaş altı olan olgularda, ilk 2 uygulama için tek, 2’den fazla başarısızlık var ya da kadın yaşı 35 üstü ise sadece 2 embriyo transferine izin verilmektedir.

Bu yasal düzenlemenin çok doğru olduğuna kalben inanmaktayız. Çünkü çoğul gebelik hem anne hem de bebek açısından her türlü riski beraberinde getirir. Özellikle erken doğum sonrası prematüre bebeklerde hafiften-ölümcüle değişkenlik gösteren ve sekel bırakacak komplikasyonlar artmaktadır.

Başarılı tüp bebek merkezleri az sayıda embriyo transfer ederek canlı doğum oranlarından feragat etmezler. Biz de bu konuda çok duyarlı olduğumuz için, yasal düzenleme müsade etse dahi, 35-38 yaş aralığında, hastamız ile detaylı görüşerek 1 (hasta isteğinde 2) embriyo transferini planlamaktayız.

38 yaş üzerinde bir nedenle preimplantasyon genetik tanı (PGT-A/M/SR) yapılmasını arzu etmeyen hastalarımızda 2 embriyo transferi yaparken, PGT-A/M/SR uyguladığımız hastalarda, kadın yaşından ve normal olan embriyo sayısından bağımsız olarak, daima tek embriyo transferi planlamaktayız.

Neden Transfer Edilecek Embriyo Sayısına Yasal Kısıtlama Getirilmektedir?

Tüp bebek uygulamaları sonucunda amaçlanan, hastalarımızın tek, canlı bebek ile eve gitmelerinin sağlanmasıdır. Bu nedenle tüp bebek uygulamaları sonrasında, başta düşük ve erken doğum olmak üzere pek çok riskleri olan ikiz gebelik elde edilmesini başarısızlık olarak görmekteyiz. Transfer edilecek embriyo sayısına yasal olarak kısıtlama getirilmesinin en önemli nedeni de çoğul gebelik ve buna bağlı bebekler ve anne ile ilgili doğabilecek riskleri en aza indirgemektir.

Merkezimizde mevcut embriyo transfer politikamız nedeniyle tüp bebek uygulamalarımız sonrasında çoğul gebelik oluşma oranımız %10-12’ler civarındadır.

Embriyo Transferi Sonrasında Nelere Dikkat Edilmelidir?

Embriyo transferi sonrasında özellikle ilk 2-3 gün yolculuk yapılmamasını ve olabildiğince fiziksel aktivitenin yavaşlatılıp, dinlenilmesini önermekteyiz. 3 günden sonra yavaş yavaş günlük hayata dönülebilir. Ancak mümkünse çalışılmamasını öneririz. Embriyo transferi sonrasında dileyen hastalarımıza 10 güne kadar istirahat raporu verebilmekteyiz.

İlaveten transfer sonrasında gebelik test gününe kadar cinsel ilişkide bulunulmamasını tavsiye etmekteyiz.

TÜP BEBEKTE BAŞARI ŞANSI NEDİR?

Tüp bebek tedavisi sonrasında başarı oranı;

  1. Kadının yaşı,

  2. Yumurtalık rezervi (yumurta sayısı),

  3. Transfer edilen embriyonun sayısı ve kalitesi,

  4. Var ise daha önceki uygulama sayısına göre değişkenlik gösterebilir. Kliniğimizde, 35 yaşın altında, tek, 5. gün blastokist aşamasındaki bir embriyonun, taze uyarım sonrası transferi ile, %63-65 oranında gebelik elde etmekteyiz.

Kliniğimizde kadın yaşı 38 ve üzeri olan olgularda yoğun bir şekilde uyguladığımız, preimplantasyon genetik tarama (PGT-A) yöntemi ile, sağlıklı embriyonun bulunması halinde, transfer başına gebelik oranı %70’ler civarında olmaktadır.

Tüp Bebek Tedavisinde Başarı Artırıcı Yöntemler

Tüp bebekte, başarı için, uzmanlık ve deneyim kadar laboratuvar donanımının da en üst düzeyde olması zorunludur. Tüp bebek başarı/başarısızlığında en önemli rol oynayan unsur (%80) tüp bebek embriyoloji laboratuvarıdır.

Anatolia Tüp Bebek Laboratuvarı Türk Akreditasyon Kurumu (TÜRKAK) tarafından denetlenmiş ve ISO 15189 akreditasyon belgesi ile kalitesi tescillenmiştir. Bu yönüyle Ankara'da Tek, Türkiye'de İki tüp bebek merkezinden biridir. Ayrıca Uluslararası Kalite Uzmanı UK Neqas'ın programını tamamlamış ve güncel olarak uluslararası tüp bebek laboratuvarı standartlarına uygunluğunu tescilleyen Türkiye’deki tek Tüp Bebek Laboratuvarı olma özelliğine kavuşmuştur.

Elbette, çifte ait faktörler ve bayanın yumurtalık uyarılması/uygun zamanda, uygun ilaç ile çatlatma iğnesi kullanılması da önemlidir. İyi yönetilmiş bir uyarım, zamanında çatlatıcı iğne sonrası, çifte ait yumurta ve sperm ile ilgili bir sıkıntı da yok ise, iyi bir tüp bebek laboratuvar hizmeti ile gayet yüksek canlı doğum oranları elde edilebilir.

Hastamız stresten, sigaradan ve alkolden uzak durmalı, dengeli beslenmelidir.

TÜP BEBEK FİYATLARI 2021

Tüp bebek fiyatları hastaya uygulanan tedavi yönteminden dolayı kişiden kişiye göre farklılık göstermektedir. Çünkü tüp bebek tedavisi fiyatları belirlenirken tedavide kullanılan protokol, hastanın uygulanan tedaviye cevabı ve kullanılan malzemeler tüp bebek fiyatlarını etkilemektedir. Tüp bebek hasta danışmanlarımızdan tüp bebek tedavi fiyatı konusunda bilgi almak isterseniz iletişim sayfamızdan ulaşabilirsiniz.

ANATOLIA’DA HANGİ PRENSİPLERLE UYGULAMALAR YAPILIYOR?

Merkezimizde hizmetlerimizi; en güncel bilimsel yaklaşımlar, tanı ve tedavi yöntemlerini kullanarak, en yüksek teknoloji ve kalite standartlarında, vicdan, ahlak ve şeffaflıktan ödün vermeden; mutlu, kalbini işine koyan uzman ve tecrübeli bir ekiple, hasta odaklı olarak sunmaktayız.

Anatolia Tüp Bebek Laboratuvar kalitesi, Türk Akreditasyon Kurumu (TÜRKAK) tarafından ISO 15189 akreditasyon belgesi ile tescillenmiştir. Bu yönüyle Ankara’da TEK, Türkiye’de ise 2 Tüp Bebek Merkezinden biridir. Ayrıca İngiltere Merkezli UK NEQAS (Uluslararası Kalite Uzmanı) Programını başarı ile tamamlayarak, güncel olarak UK NEQAS uluslararası standartlara uygunluğunu da tescilleyen Türkiye’deki TEK Tüp Bebek Laboratuvarıdır.
 

Anatolia Tüp Bebek Merkezi, Ankara’da, 2005 yılından bu yana Prof. Dr. Hakan Yaralı direktörlüğünde 15.000’i aşan ailenin bebek sahibi olmasına vesile olmuş ve hem laboratuvar imkanları hem de güçlü ekibi ile Türkiye'nin en iyi tüp bebek merkezleri arasına adını yazdırmıştır. Bizimle yola çıkan çiftlerimizden bazılarının o güzel tecrübelerine Tüp Bebek Başarı Hikayeleri sayfamızdan göz atabilir, bu alandaki tüm uygulamalarımız için TÜP BEBEK sayfamızı ziyaret edebilir, siz de bu ailenin bir parçası olmak istiyorsanız aşağıdaki whatsapp butonundan ya da İLETİŞİM sayfamızdan bizimle irtibata geçebilirsiniz. 

TÜP BEBEK TEDAVİSİ SIK SORULANLAR

Tüp Bebek Tedavisi Süresince Hastanede Yatmak Gerekli midir?

Tüp bebek tedavisi sırasında hiç bir aşamada tüp bebek merkezinde yatarak izlenme gereği yoktur. Tedavinin tüm basamakları ayakta yapılabilir.

Tüp Bebek Tedavisinde Kullanılan Hormon İlaçları Kanser Riskini Artırır mı? Bu İlaçların Yan Etkileri Var mı?

Tüp bebek tedavisinde kullanılan ilaçlara bağlı olarak kanser riskinde (rahim, meme, yumurtalık) artış söz konusu değildir. Yumurtalıkların aşırı uyarılması (hiperstimülasyon-OHSS) en önemli risktir. Son yıllarda bu konuda aldığımız önlemler nedeniyle, hastaneye yatmayı gerektirir, şiddetli OHSS vakalarını artık hiç görmemekteyiz.

Bu Tedaviler Sonucu Yumurtalık Rezervi Tükeniyor mu?

Yumurtalıkların tüp bebek amaçlı uyarılması, tüp bebek uygulama sayısı veya kullanılan dozlardan bağımsız, yumurtalık rezervini azaltmaz.

Tüp Bebek Tedavisi Sonrasında Dış Gebelik Olur mu?

İlk gebelik testi yapılması ardından pozitif olan olgularda 2 gün aralıklarla 2 kez daha gebelik testi değerinin seviyesini takip etmekteyiz. Normalde beklediğimiz test değerinin 2 gün ara ile 2 katı ya da daha fazla yükselmesidir. Tüp bebek gebeliklerinde de dış gebelik gelişme olasılığı bulunmaktadır. Bu risk %1-3 civarındadır. Aynı anda hem rahim içinde hem de dışında gebelik olma olasılığı ise %0.5 tir. Buna heterotopik gebelik denilmektedir.

Bu nedenle, başta gebelik testi yükseliş dinamiği iyi olmayan hastalar olmak üzere, tüm hastalarımızda uygun zaman gelince ilk gebelik değerlendirmelerinin yapılmasını ve gebeliğin rahim içi yerleşimli sağlıklı gebelik olduğunun tespit edilmesini önermekteyiz.

Dondurulmuş Embriyo Transferi ya da Taze Uygulama Tüp Bebek Yöntemi Sonrasında Doğmuş Bebekler Arasında Bebek Sağlığı Açısından Bir Fark Var mıdır?

Fark yoktur. Her ne kadar donma çözme bebeklerinde, taze uygulama bebeklerine göre, gebelik sonuçların biraz daha iyi olduğuna dair çalışmalar vardır.

Tüp Bebek Gebeliklerinde Düşük Riski Daha mı Yüksektir?

Tüp bebek yöntemi ile elde edilen gebeliklerde düşük riski kendiliğinden olan gebelikler kadardır.

Tüp Bebek Tedavisi Kaç Kez Denenebilir?

Sınır olmasa da 6-8 uygulama genel olarak tavsiye edilebilir.

Tüp Bebek Tedavisinde Başarıyı Olumsuz Yönde Etkileyen Faktörler Nelerdir?

Kadın yaşının ilerlemiş olması (38 yaş ve sonrası), rahim içinde embriyoların tutunmasını engelleyecek yapışıklık, myom veya polip gibi problemlerin olması, tüplerin tıkalı ve içlerinin sıvı dolu olması (hidrosalpenks) tüp bebekte başarıyı olumsuz olarak etkilemektedir.

Her Hastaya Histeroskopi Yapılmalı mıdır?

Eğer hastada karından girişimle rahime yönelik bir müdahale öyküsü (myom ameliyatı vs) yok ise, kürtaj öyküsü yok ise ve adetin 10-12. günlerinde yapılan transvajinal ultrasonografi tamamıyla normal ise, bu olgularda çoğu zaman histeroskopi sonuçları normal olmakta ve ilave gebelik katkısı sağlamamaktadır.

Eğer rahim için anormallik açısından bir risk faktörü var ise (myom ameliyatı, kürtaj öyküsü, vajinal ultrasonografide polip-myom varlığı veya iç tabaka düzensizliği), tartışmasız olarak, tüp bebek öncesi histeroskopi yapılmalıdır.

Tekrarlayan Tüp Bebek Başarısızlığı Olması Durumunda Yönetim Nasıl Olmalıdır?

Tüp bebek tedavisinde başarı kadın yaşına, nakledilen embriyo sayı ve kalitesine göre değişkenlik göstermektedir.

Başarısızlık olması durumunda tedavi ile ilgili tüm aşamaların hekiminizle birlikte dikkatle gözden geçirilmesi, gelecekteki tedavinin başarısı açısından faydalı olacaktır. Kadınla ilgili, erkekle ilgili hususlar ve tedavide nasıl bir yol izlendiğini Tekrarlayan Tüp Bebek Başarısızlığı  sayfamızdan öğrenebilirsiniz.

Preimplantasyon Genetik Tarama (PGT-A/M/SR) Uygulaması Kimlere Önerilmektedir?

PGT-A/M/SR yöntemini aşağıdaki durumlarda uygulamaktayız;

  1. Kromozomal olarak sağlıksız embriyo oluşturma riski her yaş grubundaki kadınlar için söz konusudur. Ancak risk, kadın yaşı arttıkça artmaktadır. Örneğin genç yaş olarak kabul ettiğimiz 26-29 yaş grubunda bu risk %20-25’ler civarında iken, 42-45 yaş aralığında %80-90’lara kadar çıkmaktadır. Bu nedenle, özellikle kadın yaşı 38 yaş ve üstünde olan olgular başta olmak üzere, isteğe bağlı olarak her yaş grubunda uygulanabilir.

  2. Eşlerden birinde kromozomal olarak kopma, yer değiştirme gibi yapısal ya da sayısal kromozomal bir problem varlığı durumunda da embriyodan alınan örneklerde hem bu problem taranabilmekte hem de diğer tüm kromozomlar açısından da tarama yapılabilmektedir.

  3. Saptanmış bir genetik hastalık varlığı nedeniyle preimplantasyon genetik tanı uyguladığımız hastalarımızda, genetik hastalık taramasına ilaveten doğru sayıda-46 kromozom taraması yapılmasını da önermekteyiz. Bu sayede hem genetik hastalığı barındırmayan hem de tüm kromozomlar açısından sağlıklı olan embriyo tespit edilebilmekte ve sağlıklı çocuk sahibi olma ihtimali artırılmaktadır.

  4. İlaveten, daha önce tekrarlayan tüp bebek başarısızlığı olan hastalarda ve tekrarlayan gebelik kaybı olan çiftlerde de PGT-A/M/SR yöntemi uygulanabilmektedir.

Gebelik Oluşmadan Önce, Ailede Var Olan Genetik Hastalık Öyküsü Durumunda Alınabilecek Önlemler Var mıdır?

Eğer aile içinde rastlanan, tanısı konulmuş, metabolik hastalık ya da diğer tek gen üzerinden geçiş yapan bir genetik hastalık varsa ve bu hastalığın, embriyodan alınacak hücre örneği ile tanısı konulabilecek (Preimplantasyon genetik tanı – PGT-M) ise embriyolar üzerinde inceleme yapılabilir. Bunun için, tüp bebek tedavisi yoluyla elde edilen embriyoları blastokist aşamasına kadar laboratuvar ortamında takip etmekte ve uygun kalitede olanlarına, embriyonun dış hücre kütlesinden (trofoektoderm) olacak şekilde biyopsi yaparak dondurarak saklamaktayız. Alınan hücre örneklerinde genetik tanı amaçlı, mevcut hastalık açısından inceleme yapılmasının yanı sıra tüm olgularda, kadın yaşından bağımsız olarak tüm kromozomların taranması yöntemini yani preimplantasyon genetik taramayı (PGT-A) da tavsiye etmekteyiz. Tüm bu incelemeler sonrasında sağlıklı rapor edilen embriyoyu, gerekli hazırlığı yaptıktan sonra transfer etmekteyiz.

Tüp Bebek İşlemi Sırasında Oluşabilecek Riskler Nelerdir?

En önemli riskler çoğul gebelik ve aşırı uyarım sendromudur (OHSS). Ancak günümüzde hem nakledilen embriyo sayısının daha kısıtlı olması hem de yumurtalık uyarımı sırasında alınan bazı önlemlerle her iki komplikasyonun da olma ihtimali oldukça azalmıştır.

Mikroenjeksiyon (ICSI) ve In-Vitro Fertilizasyon (IVF; Tüp Bebek) Nedir?

Her ikisi de tüp bebek tedavisi sırasında uygulanan döllenme yöntemlerinden biridir.

In-vitro fertilizasyon (IVF; tüp bebek) yönteminde, belirli sayıdaki sperm yumurtanın çevresine bırakılır ve spermlerden bir tanesi yumurtanın içine kendiliğinden girer ve döllenme sağlanır. Mikronenjeksiyon (ICSI) ise, tek bir spermin olgun yumurta içine enjekte edilmesi sonrasında döllenmenin sağlandığı yöntemdir.

Biz kliniğimizde, tüm olgularda ve tüm gebe kalamama nedenlerinde, döllenme oranlarının daha yüksek olması nedeniyle ICSI yöntemini kullanmaktayız. 

İlaçsız Tüp Bebek Tedavisi Nedir?

Yumurtaların laboratuvar ortamında olgunlaştırılması (IVM) 1990’lı yılların sonlarından itibaren kullanılmaya başlamış olan bir yöntemdir. IVM’de kısa süreli ilaç kullanımı veya hiç ilaç kullanılmadan toplanan olgunlaşmamış yumurtalar laboratuvar ortamında olgunlaştırılır ve daha sonra döllenerek transfer edilir.

IVM, ilk olarak ilaçlara aşırı cevap verme riski olan polikistik over sendromlu kadınlarda denenmiştir. Daha sonra düşük over rezervli olgularda ve de kanserli kadınlarda denenmiştir. Bununla birlikte IVM kullanımı dünyada hiç popüler olamamıştır. Bunun gerekçeleri;

  1. Başarı oranının düşük olması,
  2. Polikistik over sendromlu olgularda alınacak tedbirler ve tüm embriyoların, taze transfer yapılmaksızın, dondurularak saklanması ve sonrasında transferi ile çok yüksek gebelik oranları elde edilmesi ve aşırı uyarım sendrom riskinin neredeyse sıfırlanması,
  3. IVM ile doğan bebeklerde emniyet ile ilgili geniş hasta sayısına dayalı bilgi olmaması.

Bu nedenlerden dolayı biz Anatolia Tüp Bebek’te IVM kullanmamaktayız.


Puan Ver
26 Kişi. Ortalama puan: 3.62
İlk Yayımlanma Tarihi: 09.07.2011
Güncellenme Tarihi: 11.06.2021
Prof. Dr. HAKAN YARALI
YAZAR
Prof. Dr. HAKAN YARALI

Detaylı Özgeçmiş İçin Tıklayın

Prof. Dr. Hakan Yaralı, 1986 yılında Hacettepe Üniversitesi, Tıp Fakültesi’nden mezun olduktan sonra aynı üniversitede Kadın Hastalıkları ve Doğum ihtisası yaptı. Halen, kısmi statüde Hacettepe Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı’nda çalışmaktadır. Yaralı, tüp bebeğin hem klinik hem de laboratuvar kısmında sertifikalı çok nadir hekimlerdendir. 2018 yılında Turkish time tarafından, Dünyada Yankı Uyandıran İlk 100 Türk Hekim arasına seçilmiştir.